Esrar Üzerine

 “Afyonkeşin ya da esrarkeşin deneyimi, tek bir yerden yüz farklı yeri emecek güçte bir bakışın yaşattığı deneyimdir.”

Walter Benjamin, Zoka Notlar (Tutanak 10)


Türkçeye Çevirenin Notu

“Afyonkeşin ya da esrarkeşin deneyimi, tek bir yerden yüz

farklı yeri emecek güçte bir bakışın yaşattığı deneyimdir.”

—Walter Benjamin, Zoka Notlar (Tutanak 10)

1

Bana sorarsanız bir metni bir dilden başka bir dile çevirmenin en sevinçli yanı çevirmene yeni şeyler öğretmesidir. Bu yeniliklerin dile dair olanları kimi zaman kendisini çeviri işine adayan kişinin anadiline ayna tutacak kadar şaşırtıcı olabilir ve onu başka türlü anlamaya, algılamaya, konuşmaya, yazmaya zorlar. Ama eğer öğrenilen yeni şey deneyimin bilgisini adlandırıyorsa, sonunda ortaya “sevince boğulmuş bir düzyazı” ve “sevince boğulmuş şiirsel bir varlık” çıkarır. Neden mi? Doğal olmayan koşullarda biçim verilirken metalin içinde sıkışıp kalan ama hiçbir şekilde görülmeyen –sadece metal tarafından hissedilen– ve benzer koşullarda tavlanıp dışarı atılmadığı sürece, günün birinde diyelim koca bir tankeri durup dururken patlatıverecek ya da koca bir gemiyi yine durup dururken ortasından ikiye bölüverecek güce erişen kalıntı enerji gibi, kişinin yaşadığı ve iletilemez olduğu savlanan poetik deneyimin özü de, dillendirilmeye/kavramlaştırılmaya, yani iletilebilir kılınmaya çalışılsa da yıllardır adlandırılmayı beklemiştir de ondan. Yaşanılan ne bir “esrime” ne “kendinden geçme” ne bir “vecd hali”dir; tam da dilin ya da iletimin sınırlarını aşan bir yazma ediminin, deneyim sahibine, bir arın(dır)ma duygusunun eşliğinde şiire ve dile dönük bireysel olduğu kadar toplumcu bir ülkü kazandıran bu deneyim, coşku, neşe, zindelik taşan bir büyülenme hali olarak yaratıcı ve apaydınlık bir sarhoşluktur. Ama işin deneyime içkin yanını (söz konusu Benjamin’in anahtar metni olsa da) bu kısa notta elbette tartışmak niyetinde değilim. Zaten On Hashish ile karşılaşmamı, onu çevirmeye başlamamı, ama bir süre sonra “bulutlara[ve bulut kılığına bürünmüş sözcüklere] kendi kendilerine sürükleniyorlar diye değil de çekiliyorlar duygusuyla bakmaya istekli ve hazır” çevirmenin aklına yığılan düşüncelerin onu nasıl birdenbire esinlediğini, bu düşüncelerin kısa bir yazının –belki Esrar Üzerine için bir önsözün– oylumunu aşarak nasıl yeni, sürpriz bir kitaba dönüştüğünü, WALTER Benedix Schönflies BENJAMIN’LE YAŞAMAK’ta anlattım. Üstelik her Benjamin metnine hep yaptığım gibi bu son derece kişisel ve büyüleyici esrar metinlerine de poetik uzamın, özgül bir hızlı zaman deneyiminin penceresinden bakmak, yazdığım son derece kişisel fragmanlara sevinçli bir meşruiyet ve –yanı sıra– bir genellik de kazandırdı. Çünkü esrar uzamı ile poetik uzamın, bu mutlu, sevinçli ve yaratıcı iki sarhoşluğun şaşırtıcı benzerliği, yıllardır Benjamin’i düzyazıdan çok şiire, şiirsel dile ve algıya –belki bir şairden bile– yakın hisseden ve O’nu bu çerçevede anlamak isteyen Benjamin okuruna ummadığı kanıtları sağladı. Diyebilirim ki Esrar Üzerine, bu büyülü hızlı zaman deneyimini yaşadığım 1995 yılının güzünden beri bir üretim değil fakat bir yaratı olarak anladığım, yaşadığım ve yazmaya çalıştığım şiir/poetika için, “eskisi gibi yine aynı olan ama bu kez üzerine güllerin saçıldığı düşünce patikalarını izleyerek” ulaştığım bir son durak oldu. Kısacası, meseleyi kaçınılmaz olarak çok fazla kişiselleştirdiğim ve romantize ettiğim WALTER Benedix Schönflies BENJAMIN’LE YAŞAMAK, dilenirse Esrar Üzerine’nin önsözü gibi de okunabilir. Öyleyse burada, bir senedir Türkçeleştirmeye uğraştığım bu kitap için sadece bir anımsatma ve birkaç açıklama yapmakla yetineceğim.

2

Sözünü ettiğim özgül deneyimden yıllar sonra, Esrar Üzerine’nin “Çevirmenin Önsözü” bölümünü Türkçeleştirirken öğrendiğim Almanca bir kavram, hem bu kitapla birlikte duyumsadığım heyecanı kat kat artırdı hem de dile ve şiire dönük ülkümü pekiştirdi (yukarıda söylediğim o sevinçli meşruiyetin nedeni de deneyime içkin bu bilgidir):

“Uyuşturucuyla ilgili yazılarında Benjamin’in merkezi terimi olan Rausch, Nietzsche’nin daha sonraki felsefesinde önemli bir kavramdır ve genç Benjamin ve onun tüm kuşağının çok önem verdiği Dionisyen bilgiyi tanımlar. ‘Yaratmanın tüketen sarhoşluğu’ fikri, en yüksek zihinsel berraklığı somutlaştıran bir taşkınlık hali olarak Rausch (…). Bu terim, bu ciltte en çok ‘sarhoşluk’ [intoxication] ya da ‘esrime’ [trance] olarak karşılanır ki her ikisi de tam olarak tatmin edici çeviriler değildir.” (Çağrışımları ve yan anlamlarıyla birlikte kavramın etimolojik öyküsünü Howard Eiland’in aynı önsözünden okuyabilirsiniz.)

Benjamin’in “Myslowitz–Braunschweig–Marsilya” adlı öyküsünü 1993 yılında İngilizceye çeviren (ve “Uyuşturucu Deneylerinin Tutanakları”nın da ilk İngilizce çevirmeni olan) Scott J. Thompson, öykünün sonuna eklediği notta, bu Almanca kelimenin (Rausch) İngilizceye çok yakın bir zamanda girdiğini, bu yüzden bazı okurlara yabancı gelebileceğini belirtiyor ve –entelektüel bir sorumlukla– sözcüğün etimolojisi hakkında bilgi verme ihtiyacı duyuyor. Hemen sonraysa, kimi Benjamin araştırmacılarının ve bazıları On Hashish’in de çevirmenleri arasında yer alan kimi Benjamin çevirmenlerinin Rausch sözcüğüne önerdikleri İngilizce karşılıkları sözcüğün etimolojisi bağlamında değerlendiriyor. Bunlar arasında Edmund Jephcott’ın önerdiği karşılık: “trance”. Thompson, Rausch kavramının özellikle ses ve hız ile ilgili temel niteliklerini karşılamakta son derece yetersiz olduğunu belirttiği “trance” sözcüğüne itiraz ederken okura “trance” sözcüğünün Almancadaki daha doğru karşılığının “Entrückung” olduğunu anımsatıyor. Sonuç olarak Rausch kavramına İngilizcede en uygun seçeneğin, neşe, zindelik, canlılık, coşku, mutluluktan uçma, büyülenme, kendinden geçme, keyif, tutku gibi kuşatıcı duygulara dair çağrışımları ve yan anlamları bünyesinde doğal olarak barındıran “intoxication” sözcüğü olduğunu, ama onun da “alkol” ve “zehir/zehirlenme” gibi güçlü çağrışımlara sahip olmasından ötürü yanlış anlamalara neden olabileceğini, bu yüzden de tıpkı “Profane Illumination”ı orijinal şekliyle koruyan Margaret Cohen gibi kendisinin de Benjamin çevirilerinde Rausch sözcüğünü orijinal haliyle korumayı yeğlediğini söylüyor. (Bkz. https://web.archive.org/web/20051211062008/http://www.wbenjamin.org/story.html)

İşte bu İngilizce çeviri kitapla birlikte öğrendiğim Rausch kavramı, yıllar önce yaşadığım deneyimin aydınlığında, Benjamin’in Türkçe çevirilerinde rastladığım “esrime”, “kendinden geçme” ve “vecd hali” sözcüklerine sezgisel olarak düştüğüm şerhin (deneyimin adlandıramadığım bilgisinin) bilişsel karşılığını oluşturuyor. Benim için büyük bir kazanç. Çünkü yaşadığım şiir –ya da hızlı zaman– deneyiminin bana o kapalı uzamda duyumsattıkları, Rausch sözcüğüne daha önceki Benjamin çevirilerinde önerilen bu ideolojik karşılıkların yanıltıcı anlamlarını ve ilk elden çağrıştırdıklarını aşan bir yoğunluktaydı. Bu karşılıklarda, “büyük bir coşkunluk hissiyle birlikte ruhun entelektüel anlamda yücelmesi, aydınlanması” olarak sarhoşluğun ya da bilişsel bir sıçramayı ve genişlemeyi de içeren karmaşık bir varoluşsal durumun büyülü, sevinçli, taşkın, zinde, aydınlık ve yaratıcı niteliği eksikti – ya da yoktu. Daha çok atıllık barındıran “esrime” ya da diğer benzer karşılıklar, bu güçsüz halleriyle Benjamin’in “sarhoşluğun gücünü devrime kazanmak” formülüne uymadıkları gibi, mistik ve dinsel çağrışımlarıyla O’nun sarhoşluğun doğasına dönük olarak ısrarla belirttiği dindışı aydınlanışla da bağdaşmıyordu.

Benjamin için duyusal ve zihinsel bir laboratuvar işlevi gören uyuşturucu deneyleri, kişisel deneyimle entelektüel uğraşının nasıl iç içe geçebildiğini göstermesi açısından son derece değerlidir. Ama sarhoşluğun (Rausch) aracı olarak bu maddelerin onun zihinsel haritasındaki izdüşümlerini belirlemek kadar uyuşturucuyu “edineceği bilginin hatırına” denediğini de akılda tutmak gerekir. Benjamin’i esrar incelemesine yönelten (ki ben bu yönelimi kendi adıma poetik ilgi olarak da adlandırmak istiyorum), Paris pasajlarını araştırırken keşfettiği farkındalıkla benzeşir. Marcus Boon’un belirttiği gibi: “Bu pasajlar, on dokuzuncu yüzyılın yeni bir tür arkeolojisi/tarihi için temel oluşturacaktı. (…) Benjamin’e göre esrar, meskalin ve afyon; estetik, felsefi ve olası politik deneyime açılan kapılardı.” Zaman ve mekân algısının esnediği, tarih olan geçmişin şimdinin içinde nefes alıp verdiği, nesnelerin sadece görülen değil, aynı zamanda hissedilen, düşünülen ve hatta işitilebilen varlıklar haline geldiği bu tür bir sarhoşluk uzamının tetiklediği ve keskinleştirdiği algının (görme ve bakma biçiminin) Benjamin’in macerasını şekillendirmesi, bu uzamdan edindiği bilginin şairin tüm yaşamına, hatta ölümüne bile nüfuz etmesi, benzersiz bir deneyimin yazıya dökülmüş halidir.

3

Howard Eiland’ın (ve diğerlerinin) İngilizce çevirisi On Hashish’i Esrar Üzerine adıyla Türkçeleştirirken, “Uyuşturucu Deneylerinin Tutanakları” ile “Myslowitz–Braunschweig– Marsilya” öyküsünü Scott J. Thompson’ın çevirileriyle karşılaştırdım. Kolayca tahmin edileceği gibi bu karşılaştırma sonucunda yer yer ciddi yorum farklılıklarıyla karşılaştım (ki bu durum böylesi bir metin için son derece doğal). Son 4-5 ayım ise, “Uyuşturucu Deneylerinin Tutanakları”nın, “Myslowitz–Braunschweig–Marsilya”nın ve “Marsilya’da Esrar”ın Almancalarını İngilizceleriyle satır satır karşılaştırmakla geçti. Almanca bilmesem de bu karşılaştırmalarda birçok sözcüğün Almancalarını saptayıp karşılıklarını öğrendim. Bu yolla da metinlerin İngilizceye aktarılırken geçirdikleri anlamsal değişimleri değerlendirme (ve bazı sözcüklerin Türkçe karşılıkları arasında seçim yapma) şansım oldu. Anlamı İngilizcede karmaşıklaşan veya muğlaklaşan ya da çevirmenler tarafından –az ya da çok– yorumlanan cümlelerde ise Almanca bilen kişilere danıştım, onlardan yardım aldım. Jean Selz’in aslı Fransızca olan “Walter Benjamin’in Deneyi(mi)” yazısındaki birkaç cümleye ise, sevgili arkadaşım Ekin Uşşaklı’nın yardımıyla son şeklini verdim. Benden yardımlarını esirgemeyen herkese ve –hep olduğu gibi– sevgili eşim Pelin’e katkılarından ve sabrından ötürü çok teşekkür ederim.

Bu Türkçe çevirinin okurları metin boyunca Rausch sözcüğünün temel karşılığı olarak “sarhoşluk” sözcüğüne rastlayacak. Çünkü artık bu sarhoşluğun nasıl bir sarhoşluk olduğunu, ne tür bir deneyimi tanımladığını biliyoruz. Birkaç yerde ise, kavramın içeriğini okura anımsatmak amacıyla, aynı anlamsal bağlam içinde betimleyici ve genişletilmiş bir sarhoşluk tanımı kullandım. İngilizce çevirmenlerin ve editörün tutanaklar ve diğer Almanca metinlerde yaptıkları editöryal çalışmayla karışmaması için, normalde metnin üzerinde parantez içinde vermem gereken sözcük karşılıklarını da, diğer açıklamalarım gibi dipnotlara taşıdım ve bu sözcüklerin Almanca karşılıklarını yazmayı yeğledim. Metin boyunca yıldız (*) işaretiyle belirtilen tüm notlar çevirmene aittir.

Son olarak, bu çeviri kitabı olası tüm hatalarıyla, bütün günahıyla ama az bulunur bir sevinçle sahiplendiğimi söylemek isterim. Kim ne derse desin, kendisiyle ilgili en mahrem gözlemleri ve bu gözlemleri yaparken ortaya çıkan saf kederi filtrelemeden aktaran bu tutanaklar, “yazısıyla kendisi arasına mesafe koymayan bir yazar”ın asgari beklentisini de gözler önüne seriyor. Benjamin hayattayken “fark edilmeden kalan ve ona büyük çaptaki yenilgilerinden biri” olduğunu düşündürten bu çalışmayı, her ne kadar kendisi geleneksel uyuşturucu edebiyatının bir parçası olarak görse de, göz kamaştırıcı özgünlüğü, düş(ün)sel yoğunluğu ve esinleme gücüyle geleneksel uyuşturucu edebiyatı rafına koymak büyük haksızlık olur. Hayatı boyunca “inatla tutunduğu çünkü doğru olduğuna inandığı felsefi sezgileri”ni hiç kuşkusuz olumlayan esrar uzamının deneysel –ve neredeyse dilsiz– bilgisi, Benjamin’in “aura”, “sarhoşluğun aydınlığı”, “benzerlik/aynılık”, “taklit”, “empati” ve “flanör” (flâneur) gibi kavramlara yüklediği anlamları aydınlatıyor. “Benjamin’in daha iyi bilinen yapıtlarındaki kimi fikir ve motiflerin uyuşturucu deney(im)leriyle ilgili notlarında da yer aldığını”, başka bir deyişle, Benjamin’in bu poetik uzamın bilgisini ya da bir tür görme biçimini yalnızca uyuşturucuyla ilgili yazılarında değil, birçok başka metninde de kullandığını bildiğimize göre, Benjamin okumalarında Rausch kavramını anahtar bir terim olarak akılda tutmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Rausch, bedensel ve duyusal taşkınlığın hüküm sürdüğü yaratıcı bir yoğunluğu, varoluşsal bir genişlemeyi ve aklın özgürleşmesini tanımlar. Benjamin için bu kavram, hem estetik sezginin hem de toplumsal özgürleşmenin enerjik koşuludur. Felsefi sezgilerine poetik bakma ve düşünme yetisiyle karşılık arayan ve deneyime içkin bilgiyi kavramlaştırmaya, düşünsel bir biçime dönüştürmeye çalışan Benjamin’in yazılarını bu denli büyüleyici kılan da tam olarak budur.

Bu yüzden şiirin izlerini takip eden “bu sıra dışı ve büyüleyici metni” en çok –ya da herkesten çok– şairlerin okumasını diliyorum…

Yeni Baskı İçin Kısa Bir Not:

Esrar Üzerine okurla ilk kez Kasım 2012’de buluştu. Bu sarsıcı metin hem Walter Benjamin’den Türkçeleştirdiğim hem de beni esinleyen, çeviri sürecini sürpriz bir yazı macerasına dönüştüren ilk kitaptı. O tarihten bugüne birçok başka Benjamin kitabını İngilizceden Türkçeye çevirdim. Bu kitaplarda Esrar Üzerine’nin içeriğiyle ortak birçok alıntıyla karşılaştım. Bunların bir kısmı birkaç cümlelik, bir kısmı çok daha uzun, bazıları ise birkaç paragraflık alıntılardı ve bu ortak bölümlerde dikkat çeken bir nokta vardı. Sözünü ettiğim alıntıların (hem sözcük seçimi hem de sözdizimi açısından) İngilizcede ifade ediliş biçimleri, bazen de yorumlanışları farklılaşmıştı. Hatta Walter Benjamin: A Critical Life adlı biyografinin yazarları (Howard Eiland ve Michael W. Jennings) kitaplarına şöyle bir not eklemişlerdi: “Walter Benjamin’in bu kitapta alıntılanan yazılarının daha önce (İngilizcede) yayımlanmış çevirilerinde, daha hatasız bir çeviri elde etmek adına bazı değişiklikler yapılmıştır.” Howard Eiland’ın birçok Benjamin yazısının çevirmeni ve editörü olduğu düşünüldüğünde, Benjamin metinlerinin İngilizce çevirilerinin yıllar içinde bazı değişikliklere uğradığını gösteren bu ifade daha da önem kazanmaktadır. Esrar Üzerine bu yeni baskıdan önce, yukarıda değinilen konu bağlamında baştan sona tekrar gözden geçirildi. İlk çevirinin ruhu korunmak şartıyla metinde bazı değişiklikler yapıldı, dilsel pürüzler giderildi ve rastlanan kimi yanlışlar ve maddi hatalar düzeltildi. Marcus Boon’un (kitabın İngilizce aslında yer alan ama Türkçe edisyona dahil edilemeyen) “Walter Benjamin ve Uyuşturucu Edebiyatı” başlıklı tanıtıcı yazısı ise şu adresten okunabilir: https://suatkemal.work/esrar-uzerine/walter-benjamin-ve-uyusturucu-edebiyati/

Bu yeni çeviride oğlum Edip Deniz’e özel bir teşekkür borçluyum. On Hashish’te ve dolayısıyla Esrar Üzerine’de, Scott J. Thompson’ın www.wbenjamin.org adresindeki bazı yazılarına ve notlarına yapılmış göndermeler bulunmakta. Ancak son erişim tarihi “Aralık 2005” olarak belirtilen bu site ne yazık ki artık aktif değil. Edip Deniz “arşivde saklanan” bu yazıların yeni adreslerini buldu ve dipnotlardaki eski adreslerle değiştirdi. Onun bu katkısıyla hem metnin bütünlüğü korunmuş hem de okurun bahsi geçen atıflara ve yazılara güncellenen adreslerinden ulaşabilmesi sağlanmış oldu.

Suat Kemal Angı

Ankara, 1 Aralık 2009 – 22 Kasım 2025


Les Fleurs du mal’den iki şiir: La Muse malade (seslendiren Eva Le Gallienne) – Le Léthé (seslendiren Louis Jourdan)

Alegorik parçalanma: Esrarın etkisi altındayken dinlenen müzik, Baudelaire’de şuna benzer: “Şiirin tümü, yaşamla dolup taşan, canlanmış bir sözlük gibi beyninize girer.” (Walter Benjamin, Esrar Üzerine, s. 181.)


Marcus Boon’un Esrar Üzerine’nin Giriş metni olarak kaleme aldığı Walter Benjamin ve Uyuşturucu Edebiyatı yazısını okumak için kapağa tıklayınız!