
Yayınevinin internet sayfasında şu tümce yazar: “2012 yılının sonlarında İstanbul’da kurulan Jaguar Kitap, sevdiği kitapları okurlarının da seveceğini umarak yayımlar.” Ne var ki, bu alçakgönüllü tümce, Jaguar’ın yaptığını anlatmak için fazlasıyla yetersiz kalır. Türkçeye kazandırdığı ilk kitabından son kitabına entelektüel heyecanını hiç kaybetmeden çalışan bu zarif yayınevinin yayımladıkları yan yana konulduğunda, seçkisinin çağdaş bir koleksiyon olduğu görülür. Hayatın her alanında olduğu gibi, namussuzun namusluyu, zenginin fakiri, cahilin ilim irfan sahibini ezmeye kalktığı, yapılan iyi işlerin kıskanılıp görmezden gelindiği ya da yeterince değer bulmadığı bu cadı kazanının içinde, Jaguar Kitap bir elmas gibi parlar. Bilgiye, görgüye dayanan sağlam altyapısı sayesinde, zorlayıcı ekonomik koşulların üstesinden gelir ve ayakta kalır. Kötüyü şaşmaz bir biçimde yeniden, yeniden üreten yayıncılık sektöründe (kitaba/edebiyata ne yakışmaz bir sözcük!) kendisine “editör” diyen, “yayın yönetmeni” ya da “yayınevi sahibi” diyen pek çok “itibarlı” şahsiyet Jaguar Kitap’ı gizliden gizliye takip eder. Ama alkışlamak için değil, bu koleksiyonda gedikler açmak için! Fırsat kollar. Jaguar’sa, tüm bu itiş-kakışın, isin-pusun içinde, kendi güneşli yolunda ilerlemeye devam eder. Tıpkı iyi yazarların/şairlerin yazarken yaptığı gibi, gören gözleri, duyan kulakları olan, alkışlamayı bilen ellere, gurur duymayı bilen gönüllere sahip küçük fakat mutlu bir azınlık için olağanüstü esinleyici kitaplar yayımlar ve zamanın şaşmaz eleğine güvenir.



Jaguar’la Wittgenstein’ın Metresi sayesinde tanıştım. Çevirisi tam bir serüvene dönüştü! Nasıl anlatılır ki? Bu (kar kaplı ıssız sokaklarda gece vakti saatlerce yürümek denli) esinleyici deneyimi anlatabilmek için roman yazmak lazım! Ardından Neden Hiçbir Şey Yok Da Bir Şey Var geldi. Kısa ve sarsıcı denemelerin her birinin sonundaki alçak sorulardan kaçmak olası mı? Sorular şiirler var etti. Ve nihayet Acil Gerçekdışılıkta Maceralar: “Sanat yapıtı bir yakarışa dönüştüğü anda, tıpkı yürekten apacı bir feryadın kopması gibi, yaratıcısıyla tüm bağlarını koparır, onu aşar, zamanın içinde zamansızlığa doğru yol alır. Her yakarış gibi, o da seslendiği, savrulduğu, saçıldığı boşlukta, ama kime ve neye seslendiğini unutarak, gören gözü, duyan kulağı beklemeye başlar. Sanatçı belki de, görülmediği, duyulmadığı için yakarmıştır. Yakardığı için de –ne denli uzak, ne kadar küçük de olsa– hâlâ bir umut taşır. Çünkü Adorno’nun bize öğrettiği gibi, ‘Sanat kırılmış bir mutluluğun taşıdığı vaattir.’ Sanatçı, acıları kendisinin de acıları olan, onları görecek, duyacak, kopyalayacak, onlara uzanacak ve dokunacak, böylece Dünya’ya kendi iziyle birlikte O’nun da izini bırakacak, ‘esinlenmiş’ okuru bekler.”
Minnetle…
ACİL GERÇEKDIŞILIKTA MACERALAR romanındaki Türkçeye Çevirenin Notu: “Yazdığım her şey, bir zamanlar gerçek hayattı.”
başlıklı giriş yazısını okumak için Max Blecher’a merhaba deyiniz…
↓
Yaralı Kalpler
Scarred Hearts – Inimi Cicatrizate
2021 yılı gelip çattı. Jaguar için bir kitap daha çevirdim. Ama ne kitap! Şöyle denebilir: “Hiçbir kitabı böylesine inatçı bir tutkuyla, heyecan içinde ve yürek tedirginliğiyle çevirmemiştim.” Kitap için yazdığım kısa giriş yazısını buradan okuyabilirsiniz: Çevirmenin Mahcup Notu: “İsim Bayan Unguentine’dir.”


